Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- İslam tarihinden bir örneği ele alalım. Sahabelerden bazıları Resulü Ekrem’den duydukları hadisleri yazıyorlardı. Hadisler toplatılır. Her sahabe elindeki yazmış olduğu hadisleri getirir. Bu hadislerin kitap haline getirileceğini düşünürler. Halife, sahabenin elindeki hadisleri toplatarak yakar. Daha sonraları bu olayı değerlendiren birçok âlim, hadisleri yakmanın öneminden bahseder. Yakmasından dolayı halifeye teşekkür edecek durumda olurlar. Öyle ya yakılmayıp ta bir kitap haline getirilseydi daha mı iyi olacaktı? Yakılmasaydı Resulü Ekrem’den duyularak yazılan hadisleri okumuş olacaktık. Bu durum karşısında hadislerin yakılmasının doğru bir tutum olduğunu savunmak doğru bir tutum olmamıştır. Ama bunu anlamak o kadar kolay değildir. İşte akıl tutulması böyle bir şeydir.
Birçok Müslüman âlim, aydın ve Müslüman siyasetçiler terörizmle ilgili konuşurken “Müslüman terörist olmaz” sözünü rahat bir şekilde söylemektedirler. Dünyada devlet eliyle yapılan terör faaliyetlerini bu yazının dışında tutarak konuyu ele alalım. Mesela işgalci İsrail, mutlak şer ve terör devletidir bu ayrı bir konudur.
Resulü Ekrem’den bu tarafa en değerli insanlar Müslümanlar eliyle şehid edilmişlerdir. Başta İmam Ali olmak üzere Ehli Beyt İmamları ve onlara gönül verenler Müslümanların elleriyle şehid edilmişlerdir. Kerbela’da, en mübarek kanları dökenlerde Müslüman kimlikli kimselerdi. Hiçbir ümmet, peygamberlerinin yakınlarına karşı bu kadar zalimlik yapmamıştır. Resulü Ekrem’in Ehli Beyt’i tümüyle zulme uğramış ve şehid edilmişlerdir. Bunları yapanlara Müslüman değildir desek daha fazla itirazlar olacak. Mesele, tartışma ortamı oluşturmak değildir.
Geçmiş zamanlarda Müslüman kimliğiyle işlenen cinayetler Müslümanların tarihi kadar eskidir. Biz bunları bir tarafa bırakarak zamanımıza hatta son on yıla bakıp değerlendirme yapalım. Acaba bu son on yılda Müslüman kimlikli kişilerden terörist faaliyetler meydana gelmiş midir?
İslam dünyasında birkaç ülkede işlenen cinayetler üzerinden konuyu ele alalım. Bu ülkeler Somali, Afganistan, Pakistan ve Irak olsun. Gün geçmiyor ki Müslüman teröristler eliyle masum Müslümanların kanları akıtılmasın. Geçen hafta yalnızca Somali’de bir intihar saldırısında en az yüz masum Müslüman’ın bedenleri paramparça edilerek katledildiler. Bu adı geçen ülkelerde son on günde katledilenlerin sayısı üç dört yüzü bulmaktadır. Belki bu kadar sayılar İslamcı yazarların bu konuyla ilgili yazılar yazmasına ya da konuşmalar yapmasına yetmemiştir.
Ya mescitlerde, ya türbelerde ya pazar yerlerinde ya da taziye çadırlarında intihar saldırıları sonucu masum insanların kanları dökülmektedir. Zamanımızda bu şekilde, kendi dindaşlarına karşı bu kadar vahşice saldırılar düzenleyen başka dinden insanlar var mı?
İntihar saldırıları maalesef Müslümanlarla özdeş gibidir. Müslüman kimlikli kimseler kadar vahşice terör saldırıları düzenleyen başka kimlik sahibi kimselerin olmaması İslam adına en utanılacak durumdur. Bu saldırıları yapanlar ne Hıristiyan, ne Yahudi ne de Ateistlerdir. Evet, zamanımızda Tanrı’ya inanmayanlar bu kadar acımasız olmuyorlar. Somali’deki mazlumların kanı Müslümanların ellerinden akmaktadır. Geçen yıl Pakistan’da Kudüs günü, kahrolsun İsrail diyerek yürüyenleri intihar saldırısıyla öldürenler de dinsizler değildi. Hz. Hüseyin’in türbesinin yanında orayı ziyarete gidenleri öldürenler de Müslümanlardı…
Bu vahşi saldırıları düzenleyenler Müslümanların dışındaki kimseler değil. Şöyle denebilir, bunları yapanlar Müslüman değildir. Bu tekfircileri İslam’ın dışında görmeyi de kimse dile getirmiyor. Hangi âlimimiz bu saldırıları yapanların İslam’la alakasının olmadığını söyleyebilmektedir? Bu saldırıları üslenen, saldırıları organize edenler öldürülünce bunları şehit ilan edenler de yazık ki Müslüman yazarlar olmuştur. Alimlerimizin ve Müslüman yazarlarımız bu kanayan yarayla ilgilenmiyorlar.
Bu ülkede akıl ve vicdan sahibi âlimler ve aydınlar yok mu ki bu soruna el atsınlar. Bu konuda yoksa dini anlayışımızın dilimi tutuldu? Bu gerçekle kim yüzleşecek? Bu akan kanlar mazlumların kanıdır ey âlim ve İslamcı yazarlar Allah’tan korkun bu sessizliğin hesabını bir an olsun düşünün.
Müslümanların, mazlumların bu kanlarını akıttıran bir İslami (İslam’ın yanlış yorumu) anlayış ve damarı var. Bunu tespit etmek için kimler kafa yorsun? Müslüman ve mazlum halklara yönelik intihar saldırısı düzenleyenlere bir bakın içlerinde bir tane Şii Müslüman var mı? Yoktur elbette ama niye olmadığını anlamayacak mıyız? Bu saldırılarda İranlı ve Türkiyeli Müslüman’ların adının geçmemesi acaba tesadüf müdür? Yoksa çok sayıda intiharcının Suud vatandaşı olması mı tesadüftür? Irak’taki saldırganların yarısının Suud vatandaşı olduğunu Irak yetkilileri söylemekteler.
Mazlum insanlara özellikle Şii Müslümanlara karşı intihar saldırıları bir tür İslam adına batıl inanışların sonucudur. Bu batıl inançların doğurduğu sorunlarla ilgilenmek nasıl oluyor da İslamcı beyefendi yazarları ilgilendirmiyor? Akılları ve vicdanları tutuldu da haberleri mi yok?
Terörü mahkûm eden ve terörden yakınan Müslüman siyasetçilere bu bağlamda seslenmek istiyorum. İntihar saldırıları bir anlayışın sonucudur. Bu anlayışın eğitimi bazı ülkelerde verilmektedir. Başta Suud olmak üzere bu eğitim veriliyor. Bu eğitimlerin sonucu binlerce masum öldü binlerce de ölecektir. Buna dur diyebilmek çok zor değil. Biraz menfaatçiliği kenara bırakarak çok şeyler yapılabilir. Kral Abdullah’ı kızdırmayalım diyorsanız o başka. Şimdiye kadar kral ve krallar bundan cesaret aldı ve alıyorlar. Böylece binlerce intihar saldırganı yetiştiriyorlar. Binlerce intihar saldırganını yetiştirmek kolay değil. Bunu çıkar sağlayarak kimse temin edemez. Bunu ancak yanlış bir dini anlayışla elde ederler. Yanlış anlayışı olmayan hiç kimseyi, gizli servisler intihara gönderemez. Batıl anlayışların ortaya koyduğu cinayetlerin yükünü başkalarına yıkarak, bu konu izah edilemez.
Daha geçtiğimiz hafta Mescidi-i Nebi’deki din görevlisi Şiilerin Müslüman olmadığını rahat bir şekilde söyleyebildi. Bu inançtaki insanlardan hangi kötülükler beklenmez? Bu kötülüklerin en önemli kaynağı konumundaki Suud’un anlayışını çıkarlarından ya da büyük Şeytan Amerika’dan dolayı tölera eden siyasetleri kim yaparsa yapsın, İslam’ın istediği siyasetler olamaz. Bunu anlamak için derin düşüncelere de ihtiyaç yoktur.
İslam’ı tüm olumsuzluklardan tenzih ederiz ve etmemiz gerekir. Elbette ki İslam tüm güzelliklerin adıdır. Ama iş Müslümanlara geldiği zaman asla onları tümden temize çıkarmayalım. Müslüman kimlikli insanları temize çıkarma uğraşısının en büyük zararı İslam’a olmaktadır. Gözlerimizi yumarak “Müslümanlar terörist olmaz” demeyelim. Gözlerimizi yummakla ancak görmekten mahrum kalmış oluyoruz.
Allah’ım, âlim, İslamcı yazarlarımızı ve Müslüman siyasetçilerimizi gözleri olup ta görmeyenlerden, kulakları olup ta duymayanlardan eyleme. Hepimize İslam’a ve İslam ümmetine karşı sorumlu olmamızı nasip et.
Hüseyin TAŞ